ÖNCELİKLE MASON NEDİR ? (SÖZLÜKTEKİ ANLAMIYLA) :
Masonluk, kökleri her ne kadar 16. yüzyılın sonu ve 17. yüzyılın başlarına kadar dayanıyor olsa da, 24 Haziran 1717 tarihinde Londra'da bir araya gelen dört locanın girişimiyle Londra Büyük Locası'nın kurulması ile başlar. Masonlara göre masonluk akılcılık, bilimsellik ve insanlığın oluşumundan bu yana ortaya çıkarak, insanlığın gelişimine ve bilgi birikimlerine katkıda bulunmuş bir kültür ve fikir üst yapı kurumudur.Ezoterik ve sadece üyelerine açık olan örgüttür. Dünyanın birçok ülkesinde 5 milyon üyesi ile değişik biçimlerde mevcuttur. Sadece İngiltere, İskoç'ya ve İrlanda'da 480.000; Amerika Birleşik Devletleri'nde ise 2 milyonu aşkın üyesi bulunmaktadır.
İLK BÜYÜK LOCA' NIN KURULUŞU : ;)
24 Haziran 1717'de İngiltere'de 4 Loca bir araya gelerek, ilk Büyük Loca'yı, İngiltere Büyük Locası'nı kurdular. Kısa zaman içinde İngiltere'deki diğer Locaların da katılması ile genişlemiş ve 1723 yılında Büyük Loca, geleneksel ve kadim yasalarını derleme görevini Protestan bir Rahip olan James Anderson'a vererek ilk yazılı anayasasını oluşturdu ve Masonluğun, ara vermeden sürdürülecek olan, yazılı tarihi ve ilk yazılı yasaları böylece resmen başlamış oldu. Anderson Anayasası (veya Anderson Yasaları veya Nizamnamesi) adı verilen bu kuralların ana hatlarına, bugün halen dünya düzenli Masonluğunca riayet edilmektedir. Her ne kadar Anderson Anayasası kısa süreli bir anlaşmazlığa yol açmış ve York Locası'nın önderliğinde bir grup İngiltere Büyük Locası'ndan ayrılarak ayrı bir Büyük Loca kurmuş olsa da, ancak 1813 yılında bu iki Büyük Loca tekrar bir araya gelerek, bugün varlığını halen sürdüren ve düzenli Masonluğun ilk Büyük Locası olarak kabul edilen İngiltere Birleşik Büyük Locası'nı oluşturmuşlardır. Geleneksel olarak, günümüzde de sürdürüldüğü şekliyle, İngiltere Birleşik Büyük Locası Büyük Üstatları kraliyet ailesi ile soylu dük veya lordlar arasından seçilir.
DERECELENDİRME SİSTEMİ : :o
Geleneksel dünya düzenli Masonluğu Büyük Locaları, Çırak, Kalfa ve Üstat olmak üzere Masonluğun üç remzi derecesinde çalışırlar. Üstat derecesi, Masonluğun en üst derecesi olarak kabul görür ve localarda Üstat derecesinin üzerinde herhangi bir derece ne konuşulur ne de bulunur.
Genel olarak 33 dereceli bir sistemin çeşitli tarikat ve cemiyetlere bağlı kimseleri aynı localarda çalıştırmak amacı ile Elias Ashmole'nin düşündüğü kabul edilir. Ashmole, bu sistem içinde, insan düşüncesinin çeşitli dereceleriyle ilgili bilgileri bir gelişim içinde anlatmak, uygulamak amacını gütmüştür. Fakat 33 dereceli sistemi Ashmole'den önce Fransız Masonlarının düşündüğü ve Dante'nin, düşüncelerinden yararlanarak hazırladığı da Jean Palou gibi bazı masonluk tarihini inceleyenler tarafından ileri sürülmektedir. Derecenin bulucusu kim olursa olsun, gerçek olan bugün için 33 derecenin geniş ölçüde kabul edilmiş olması ve belirli görüşleri ve öğretilere işaret etmesidir. Yalnız Ashmole'nin önerdiği 33 derecenin gruplandırılması ile şimdiki gruplandırma arasında fark vardır. Ashmole, 33 dereceyi dört gruba ayırmıştır. Birinci grup 1-3. dereceleri içerir. Operatif Masonluğun çırak-kalfa-usta derecelerine gelmektedir, ikinci grup, 15 dereceli olacaktır ve geçmişe ait bütün ananeler parça parça açıklanacaktır. Esası Rose-Croixlardan alınmıştır. Üçüncü grup 13 derecelidir ve Templier Şövalyelerinin geleneklerini yansıtmaktadır. Sonuncusu dördüncü grup, Simyagerlerden alınmıştır ve bütün derecelerin sentezini belirtmektedir. Ashmole'nin bu ayrımına karşılık, şimdiki 33 derece 7 kısma ayrılmaktadır.
Türkiye'deki Mason Localarının da kabul ettiği İskoç Ritüeline göre masonluk 33 derece üzerine düzenlenmiş bulunmaktadır. Her derece belirli bir öğretinin temelini oluşturmaktadır ve kendine özgü sembolleri, kutsal kelimeleri, ritüeli ve ikaf töreni vardır.
Masonlukta 33 derece her zaman kabul edilmiş değildir. Eski Operatif masonlar, yalnız çıraklık ve kalfalık arkadaşlık sınıflarını kabul etmişlerdir. Ustalık ise bir derece olmayıp, yalnızca bir yöneticiliktir. Bu yöneticilik, likayat ve ehliyet esaslarına dayanmıştır. Masonluğun fikri çalışmalar durumunu almasından, Londra Büyük Mahfilinin kuruluşundan sonra da, iki derece kabul edilmiştir. Buna karşılık Ramsayın reformcu davranışları ve mükemmel üstatlar mahfili kurmak isteği, dördüncü dereceyi ortaya çıkartmıştır. Bu arada, masonluğun yalnız Hristiyanlık etkisinde kalmadığını göstermek için, o çağda (XVII. yy.) var olan bütün dini ve fikri temayülleri masonluk içinde temsil ettirme endişesi, birdenbire dereceleri 91'e kadar çıkartmıştır. 1758 yılında, II.Frederick (1712-1786), 33'lüler Süprem Konseyi kurmayı ve İskoç ritinin muntazam bir dereceler sistemine kavuşmasını istedi. Sonunda, 1800 yılında, ilk defa bir 33'ler konseyi Charleston'da kuruldu. Bu konseyden yetki alan masonlar, 1804 yılında Fransa'da, 1805'de italya'da, 1813 yılında Kuzey Amerika'da, 1817'de Belçika'da, 1824'te de İrlanda'da, 1829'de İskoçya'da ve 1861'de Türkiye'de, 33'ler konseyi kurmuş ve 33 derece hemen hemen ortak bir derece sistemi olmuştur. Buna rağmen günümüzde, yalnız dört dereceyi uygulayan bazı Alman Ritleri vardır.
Farklı bir dernek hüviyeti altında ve farklı bir yerde toplantılarını gerçekleştiren, 3. derecesinin üzerindeki dereceler için rit adı verilen Masonik yollar ve öğretiler izlenir. Bu ritlere katılmak veya katılmamak Üstat derecesine sahip Masonların kendi isteklerine kalmış bir seçimdir, zorunlu veya yapılması gereken bir yükümlülük değildir. Bu derecelerin çalışmaları, Masonluğun ilk üç derecesinde verilen öğretilerin gizlerine ve sırlarına daha vakıf olabilmek için yapılan araştırmaların yanı sıra yüksek felsefi ve spiritüel çalışmaları da içinde barındırır.
Türkiye'de de takip edilen 33 dereceli Skoç Riti dünya üzerinde en fazla üyeye sahip olan ve bu yönüyle en fazla tercih edilen felsefi dereceler ritidir. Onu, özellikle ABD'de geniş bir kesimce benimsenen York Riti takip etmektedir.
Dünya üzerinde var olan çeşitli ritler içerisinde 99 dereceli Memfis-Misraim Riti gibi yoğun bir çalışma gerçekleştirenleri var olduğu gibi, tek dereceden oluşan bazı ritler de vardır.
Herhangi bir ritte, dördüncü derece ve yukarısına devam edebilmek için Büyük Loca'ya bağlı olarak çalışan düzenli bir Locada Üstat derecesine sahip olmuş olmanın yanı sıra, bu ana Loca ile ilişkilerinin herhangi bir dönemde düzensiz olmaması ve yükümlülüklerinin aksatılmadan yerine getirilmesi gerekir. Kendi Locasında düzensiz ilan edilen bir üyenin, yüksek derecelerdeki üyeliği de otomatik olarak düşer. Ayrıca bu localarda sadece erkekler ve akraba olmayanlar bulunmaktadır.
MASONLUKTA Kİ DERCELER :
- Derece: Çırak
- Derece: Kalfa
- Derece: Usta
- Derece: Ketum Üstad
- Derece: Mükemmel Üstad
- Derece: Sır katibi
- Derece: Nazır
- Derece: Bina Emiri
- Derece: Dokuzlar'ın Seçilmiş Üstadı
- Derece: Onbeşler'in Seçilmiş Üstadı
- Derece: Yüce Seçilmiş Şövalye
- Derece: Üstad Mimar
- Derece: Solomon Krallığı'nın Şövalyesi
- Derece: Yüce Üstad (kutsal kubbe büyük secilmişi)
- Derece: Doğu Şövalyesi (kılıç şövalyesi)
- Derece: Kudüs Prensi
- Derece: Doğu ve Batı Şövalyesi
- Derece: Salipverdi Şövalyesi (güllü haç şövalyesi)
- Derece: Büyük Pontif ( Büyük İskoçyalı)
- Derece: Düzenli Locaların Büyük Saygıdeğer Üstadı
- Derece: Prusya Şövalyesi
- Derece: Lübnan Prensi (Krali balta şövalyesi)
- Derece: Sır Sandığı Başkanı
- Derece: Sır Sandığı Prensi
- Derece: Tunç Yılan Baş Şövalyesi
- Derece: İskoçyalı Papaz (İnayet prensi )
- Derece: Küdüs Tapınağı'nın Hakim Amiri
- Derece: Güneş Şövalyesi
- Derece: Saint Andre Büyük İskoçyalısı
- Derece: Şeçilmiş Büyük Kodoş Şövalyesi
- Derece: Müfettiş Kumandan
- Derece: Kutsal Sır Yüce Prensi
- Derece: Büyük Genel Müfettiş
Kimler Mason olabilir?Masonluğa medenî haklara sahip, yirmi bir yaşını doldurmuş, hür, iyi ahlâklı, çevresinde iyi
tanınan aydın erkekler kabul edilir. Masonluğa müracaat eden kimse, bu müracaatını herhangi bir üyenin rica veya teşvikinden etkilenmeden, kendi hür ve serbest iradesiyle gerçekleştirmelidir. Masonluğa kabul edilmek için “Tekris” adı verilen bir giriş töreninden geçmek şarttır. Daha önce milyonlarca insanın yaşadığı Tekris Töreni, insan ruhuna hitap eden anlamlı bir geleneksel törendir. İçinde adayı utandıracak, vicdanına veya inançlarına aykırı gelecek ne bir söz ne de bir fiil vardır. Kişi nasıl ki kendi arzu ve isteğiyle Mason sıfatını kazanıyorsa, istediği zaman üyelikten ayrılmakta da serbesttir.
Masonluk, mensuplarının üyeliklerini kendilerinin ya da tanıdıklarının profesyonel ve kişisel çıkarları lehinde kullanmalarına müsaade etmez. Bu yönde bir beklentisi olanları da üye olarak arasına almaz. Her Mason, üyeliğinin, bu tarz bir menfaate hizmet etmek için kullanılmayacağını bilir. Bu husus kendisine aday olduğu ilk gün doğrudan söylenir.
TÜRKİYE'DE MASONLUK
İlk LocalarOsmanlı Devleti döneminde ülkemiz topraklarında Masonluğun gelişimi incelendiğinde, Londra’da ilk büyük locanın kuruluşundan sadece dört yıl sonra, 1721’de Fransız masonlarının İstanbul’da bir loca kurduğunun bazı kaynaklarda yer aldığı görülür. Londra’da çıkan St. James Evening Post gazetesinin 24 Mayıs 1738 tarihli nüshasında da İstanbul, İzmir ve Halep’te mason localarının açıldığı haberine rastlanmaktadır. Osmanlı toprakları üzerinde adı bilinen en eski loca İskoçya Büyük Locası’ndan berat almış olarak 1748′de Halep’te kurulan İskenderun locasıdır.
Bu tarihlerde, İngiltere’deki bazı masonların, masonluğu yaymak amacıyla doğuda, özelikle de Osmanlı İmparatorluğu topraklarında çalışmaları, masonluğun Osmanlı topraklarında erken tarihlerde görülmesinin nedeni olduğu olarak düşünülebilir. Yabancılar tarafından kurulmuş olan bu localar yabancı dilde (özellikle Fransızca) çalışıyorlardı.
Osmanlı Topraklarındaki Mason locaları bu ilk oluşumların ardından I.Mahmut döneminde, 1748 yılında bir fermanla kapatılmıştır. Locaların kapatılması hakkındaki fermanın çıkarılmasına muhtemelen Papalığın masonluğu aforozuve o dönemde Katolik Fransa ile olan yakın ilişkilersebep olmuştur.
Bununla beraber, yasağın kısa zamanda unutulduğu anlaşılmaktadır. On iki sene kadar sonra, 1760′da İstanbul’da yeni localar açılmıştır. Bu yabancı localara az da olsa başta gayrimüslim tebaalar olmak üzere Osmanlılar da girmişlerdir. Ne var ki 1826 yılında, Vaka-i Hayriye’de Yeniçeri ocağının ve buna bağlı olarak Bektaşi tarikatının kaldırılması sırasında Mason Locaları da Bektaşilikle bir tutulup kapatılmıştır.
Yirmi sekiz sene sonra, 1856′dan itibaren İstanbul’da Masonluğun yeniden faaliyete geçtiği görülmektedir. 1856 yılında Kırım harbi bitmiş, Islahat Fermanı ilân edilmiş ve Paris Anlaşması imzalanmıştır. Kırım harbinde Osmanlı devleti Kırım’da, Fransa, İngiltere ve İtalya (Piemonte Krallığı) ile birleşerek Rusya’ya karşı savaştı. Savaş, Rusya’nın mağlubiyeti ile sona erdi ve Paris Anlaşmasına göre Osmanlı devleti bir Avrupa devleti olarak kabul edildi.
Osmanlı devleti Paris Anlaşmasını imza etmeden önce, 10 Şubat 1856′da Islahat Fermanını ilân etti. Bu fermanla Osmanlı devleti, Hıristiyan ve Müslüman bütün tebaasını eşit kabul ettiğini bildiriyordu. Kırım Harbi ve onu izleyen olaylardan sonra Osmanlı devletinin Avrupa devletleri ile ilişkileri arttı. Birçok yabancı unsur İstanbul, İzmir gibi liman şehirlerine ticaret ve başka maksatlarla geldi. Bunların içinde Mason olanlar da vardı. Yabancı büyük localar birbirleri ile yarışırcasına İstanbul’da, İzmir’de ve İmparatorluğun diğer şehirlerinde localar açtılar. Yirmi yıl içinde 60′tan fazla Loca açıldı; daha sonra bir kısmı kapandı, bir kısmı çalışmağa devam etti. Bu Localara Türklerve diğer Osmanlı tebaaları da girdiler.
Charleston kentinde bulunan Amerika Birleşik Devletleri Eski ve Kabul Edilmiş Skoç Riti Güney Jüridiksiyonu 1869 yılında Osmanlı (Türkiye) Yüksek Şûrasını muntazam olarak tanıdı. Yüksek Şûranın kurulmuş olduğu 25 Haziran 1861 tarihi, Abdülmecid’in öldüğü, Abdülaziz’in de tahta çıktığı tarihtir. Osmanlı Yüksek Şûrası bir süre sonra faaliyetine ara verdi.
Kırım Savaşı’nın ardından yirminci yüzyılın başına kadar Osmanlı topraklarında farklı şehirlerde değişik büyük localara bağlı localar kuruldu ve faaliyet gösterdi.
1876 yılında Abdülmecid’in tahtan indirilmesiyle tahta çıkan ve 90 gün kadar saltanatta kalan V. Murat şehzadeliği sırasında (Prodos locasında) mason olmuştu.
Padişah V. Murat’ın sağlık sorunları ve Kanunu Esasi’yi ilan etmekte duraksaması nedeniyle 31 Ağustos 1876′da indirilmesi sonucunda padişah ilan edilen II. Abdülhamit, ağabeyi V. Murat’ın mason olması, ayrıca İngiltere ve Fransa gibi ülkelerle uluslararası ilişkiler nedeniyle ilk zamanlarda masonluğa karşı olumsuz tavır almadı.
V. Murat’ın 1905 yılında vefatından sonra II. Abdülhamit daha önce jurnallerle gözetim altında tuttuğu İstanbul’daki masonik faaliyetleri hoş görmemeye başladı. Zaten masonik faaliyette yer alabilecek Osmanlı aydınları genel baskı rejimi nedeniyle İstanbul’dan uzaklaştıkları için İstanbul’da 1908′e kadar Osmanlı tebaasının masonik faaliyeti görülmedi. Buna karşılık İzmir, Selanik gibi şehirlerde mason locaları çalışmaya devam etti.
24 Temmuz 1908′de Meşrutiyet’in ikinci kez ilan edilmesi üzerine Selanik’teki Jön Türkler de İstanbul’a gelmeye başladılar. İstanbul’a gelenler arasında bulunan masonlar Ağustos ayından itibaren Osmanlı büyük locası kurulabilmesi amacıyla toplantılar yaptılar.
Osmanlı masonları 3 Mart 1909 tarihinde bir araya gelerek1861 yılında kurulmuş ve daha sonra faaliyetine ara vermiş olan Eski ve Kabul Edilmiş Skoç Riti Osmanlı Yüksek Şûrası’nı yeniden düzenleyerek tekrar faaliyete geçirdiler.
Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışına kadar savaşlar ve ekonomik zorluklarla geçen dönemde Osmanlı Masonları çalışmalarını hayır ve hasenat işlerinde yoğunlaştırdılar. Savaşlar nedeniyle önem kazanan Hilal-i Ahmer Cemiyeti [Kızılay] içinde çalıştılar. Necat locası üyeleri Celal Derviş’in öncülüğünde kimsesiz çocukların bakımı için Himaye-i Etfal Cemiyeti’ni kurdular. Dernek Osmanlı Büyük Maşrıkı tarafından desteklendi. Kurtuluş Savaşı sırasında dernek 1921 yılında Ankara’da yeniden oluşturuldu ve başkanlığına Necat locası üyesi ve İstanbul’daki ilk kuruculardan Ahmet Muhtar getirildi. Dernek sonraki yıllarda Çocuk Esirgeme Kurumu adı altında hizmet vermeye devam etti. Masonlar da toplantılarda düzenli olarak Çocuk Esirgeme Kurumu adına hasenat toplamaya devam ettiler.
Masonlar bu dönemde de hayır işlerini sürdürdüler. O dönemde sadece büyük şehirlerde lise bulunuyordu. Lise olmayan yerlerdeki yetenekli gençlerin eğitimlerini sürdürebilmelerini sağlamak amacıyla 1927 yılında Selamet locası üyelerinin girişimiyle İkmal-i Tahsil Cemiyeti kuruldu. Masonlar ile mason olmayan birçok kişi derneğe üye oldular. İkmal-i Tahsil Cemiyeti gençlere eğitimlerini sürdürmeleri için yardım yaptı. Dernek, daha sonraki dönemde benzer amaçlarla Mustafa Kemal’in himayesinde ve İsmet Paşa’nın başkanlığında kurulan Türk Maarif Cemiyeti’nin faaliyete geçmesine kadar hizmet verdi.
İzmir Karşıyaka’daki Zuhal Locası üyeleri de diğer masonlar gibi çevrelerinin ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmişlerdir. 1930′ların başında Karşıyaka’daki okullarda bulunan 1200 öğrenciden yüzde onunun tek öğün dahi yiyecek güçte olmadıkları görüldüğünden çocukların öncelikle hiç olmazsa öğlenleri sıcak yemekle karınlarını doyurabilmeleri için bir kampanya açıldı her gün okullara sefertaslarıyla yemek dağıtılarak 110 çocuğun her gün karınlarının doyması sağlandı. Okullarına uzaktan gelen çocuklara tramvay ve tren pasosu temin edildi, ihtiyacı olanlara ayakkabı alındı, hasta çocuklara doktor masonlar gönderilerek gerekli ilaçları eczacı masonlar tarafından ucuza yapıldı ve bedelleri loca üyeleri tarafından ödendi. Muhtaç çocukların anne babalarına iş bulmak konusunda da loca hasenat komisyonu çalışmalar yaptı. Bu faaliyet locanın çalışmalarına ara verdiği 1935 yılına kadar devam etti.
1930′ların ortalarına doğru, dünya ve ülke konjonktürünün gelişimine bağlı olarak, ülkede sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü faaliyetler Halkevleri bünyesinde toplanmaya başladı. Türk Ocakları, Kadınlar Derneği gibi birçok kuruluş çalışmalarına son verdi. Türkiye Büyük Maşrıkı da benzer şekilde, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın isteğine uyarak Ekim 1935′de çalışmalarını durdurdu.
Çalışmalara ara verilmesinden üç yıl kadar sonra, 1938 yılı Haziranında yeni dernekler kanunu çıkarıldı. Masonlar da bu değişikliğin ardından yeniden çalışmalara başlama arzusuyla 1938-1939 yıllarında üç loca oluşturdular. Ancak İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması çalışmalara olanak vermedi.
Çalışmalara ara verilmesinden üç yıl kadar sonra, 1938 yılı Haziranında yeni dernekler kanunu çıkarıldı. Masonlar da bu değişikliğin ardından yeniden çalışmalara başlama arzusuyla 1938-1939 yıllarında üç loca oluşturdular. Ancak İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması çalışmalara olanak vermedi.
Bu arada 1 Haziran 1943 günü yapılan İngiltere Birleşik Büyük Locası toplantısında Önceki Büyük Üstat sıfatını da taşıyan İngiltere Kralı VI. George yeni Büyük Üstadı isad ederken yaptığı konuşmasında, Masonluğun lağvedildiği veya faaliyetinin durdurulduğu muntazam olarak tanınan ülkeler bulunduğunu; bunun söz konusu Büyük Locaların tarihlerinde hazin bir dönem olduğunu ve koşullar uygun olduğunda İngiltere Birleşik Büyük Locası’nın Hür Masonluğu yeniden canlandırmak için severek yardımcı olacağına ve Hür Masonluğun yaşadığı zorlu günlerden güçlenerek çıkacağından kuşkusu olmadığını söyledi. Konuşma 3 Haziran 1943 tarihli Ulus ve Vatan gazetelerinde yer aldı.
İkinci Dünya Savaşı’nın Müttefiklerin üstünlüğü ile sona ereceğinin anlaşılmasıyla Batı dünyası savaş sonrasıyla ilgili düzenlemeleri ve ilkeleri saptamayı hedefleyen konferanslarda buluşmaya başladılar. Birleşmiş Milletler örgütünün oluşturulması, örgüte hangi ülkelerin, hangi koşullarla alınacağı belirlenmeye başladı. Türkiye, Müttefiklerin yanında yer almaya karar vererek 1945 başında Almanya ve yandaşlarına savaş ilan etmişti. Ancak Müttefik cephede yer almanın ilk koşulu çok partili demokratik ülke olmaktı. Bütün demokratik ülkelerde de İngiltere Kralı’nın 1943 yılında belirttiği gibi Mason locaları faaliyet göstermekteydi.
Ülke ve dünya konjonktüründeki gidişe uygun olarak 5 Şubat 1948′de Türkiye Mason Derneği kuruluş belgelerini İstanbul Valiliğine verdi ve Masonluk tekrar faaliyete geçti. Aralık 1948′de Ankara, Ocak 1949′da İzmir şubeleri açıldı.
Bu dönemde, binalar kiralanarak üç şehirde çalışmaya başlandı. 1951 yılında Halkevlerinin kapanmasının ardından eski binaların geri alınması için girişimler yapıldı ve 1954′de İzmir, 1957′de İstanbul binaları yeniden derneğin mülkiyetine girdi.
16 Aralık 1956′da yapılan genel kurulda Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası adı benimsendi.
1964 ve 1965 yıllarında Yüksek Şura, Büyük Locada yapılan seçimlerin iptal edilmesi için gerekli girişimlerde bulununca Masonluk içinde büyük bir çalkantı doğdu. Uzun süren bu çalkantılar sırasında bir süredir devam etmekte olan Anglosakson Masonluğu topluluğu ile ilişki kurulması çalışmaları sonuçlandı. Türk Masonluğu’nun İskoçya Büyük Locası tarafından tanınması gerçekleşti. Bu olaylar sonunda, öteden beri “Liberal Masonluk” adı verilen anlayışı benimsemiş olan bir grup kardeş topluluktan ayrıldılar ve “Türkiye Büyük Mason Mahfili” adıyla yeni bir masonik örgüt kurdular. Daha sonra Büyük Doğu adlı Fransız Masonik örgütü ile ilişki kuran bu oluşum halen Özgür Masonlar Büyük Locası olarak faaliyetine devam etmektedir.
Ayrıca ülkemizde diğer iki masonik kuruluşun dışında Kadın Mason Büyük Locası adıyla masonik faaliyetlerde bulunan bir üçüncü kuruluş daha bulunmaktadır.
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası (HKEMBL) isminin kabul edildiği 1956 yılının sonuna kadar İstanbul, Ankara ve İzmirde 28 loca kurulmuştu. Bu üç büyük şehir dışında ilk loca 1978 Bursa’da açıldı. 2013 yılı sonunda HKEMBL 13 ilde, 18 yerleşim yerinde 231 loca halinde çalışmaktadır.
BÜYÜK ÜSTATLAR
TÜRKİYE'DE ÜNLÜ MASONLAR
Türkiye’de bir çok devlet adamı, sanatçı, din adamı, yazar Masondur. Aşağıda bu isimlerin çoğunu sıraladığımızda normal yaşamlarında birbiri ile halef selef olmuş, değişik siyasi gruplarda yer almış, kimi zaman değişik siyasi yaklaşımları benimsemiş olan kişilerin olduğu kolayca görülebilecektir. Günlük siyasi çekişmelerin, kişiler arası her türlü ayırım ve ayrıcalığın dışında kalmayı ilke edinen Masonluğun insan sevgisi, özgürlük, eşitlik gibi temel ilkeler dışında bir yaklaşımı benimsemesinin mümkün olmadığının belki de en güzel göstergesi budur.
Aşağıda Türkiye’de tanınmış halen hayatta olmayan bazı Masonlar sıralanmaktadır. Bu isimlerin bilimin, düşüncenin evrenselliğini ortaya koyan birer örnek oluşturduğu açıkça görülmektedir.
Devlet Adamları ve Politikacılar
Askerler
Bilim Adamları
Şairler ve Yazarlar
Sanatçıla
Eğitimci Masonlar
Dünyada Ünlü Masonlar
Dünyada bir çok devlet adamı, sanatçı, din adamı, yazar Masondur. Aşağıda bu isimlerin çoğunu sıraladığımızda normal yaşamlarında birbiri ile halef selef olmuş, değişik siyasi gruplarda yer almış, kimi zaman değişik siyasi yaklaşımları benimsemiş olan kişilerin olduğu kolayca görülebilecektir. Günlük siyasi çekişmelerin, kişiler arası her türlü ayırım ve ayrıcalığın dışında kalmayı ilke edinen Masonluğun insan sevgisi, özgürlük, eşitlik gibi temel ilkeler dışında bir yaklaşımı benimsemesinin mümkün olmadığının belki de en güzel göstergesi budur.
Aşağıda dünyada tanınmış halen hayatta olmayan bazı Masonlar sıralanmaktadır. Bu isimlerin bilimin, düşüncenin evrenselliğini ortaya koyan birer örnek oluşturduğu açıkça görülmektedir.